‘İngilizce’ – Bir Gezgine Ne Kadar Lazım?

En çok duyduğum sorulardan biri:

‘İngilizce bilinmeden seyahat etmek mümkün mü?’.

Ya da soru sorulmadan insanlar şu yargıya gelmeyi tercih edebiliyorlar.

‘Abi senin İngilizce iyi tabi, o yüzden rahat rahat geziyorsun’.

Genelde buna karşılık olarak iki şey söylüyorum:

  • İngilizceyi iyi derecede bilmeden (hatta çok az bilerek) gezen birçok insan var. Tabii bu insanlar seyahatten seyahate ‘ben İngilizceyi ASLA öğrenmem’ giderek hayatlarına devam etmiyor.

Bu ilk söylediğime en iyi örneklerden biri (kendisinden icazet alıp paylaşıyorum) Cüneyt Durhan’dır. Gezginin Ayak İzleri blog’unun kurucusu Cüneyt, çok iyi derecede İngilizce bilmemesine rağmen istediği yere, istediği zaman gidiyor. Cüneyt daha önce öğrenme fırsatı ya da önceliği olmasa bile, artık her seyahatte kendilerini bu konuda kendini geliştiriyor.

  • İngilizceyi iyi derecede biliyorum evet. Fakat bu gökten zembille inmedi. Bu uzun ve sıkı çalışmaların sonunda oldu.

Ben de bu makalede ikinci kısımdan, yani İngilizceyi günlük hayatınıza nasıl entegre edebileceğinizi, naçizane hikayem ile birleştirerek anlatacağım. Umarım sizlere bir şekilde faydası dokunur.

Öncelikle hikayemi kısaca anlatayım:

İngilizceye merakım 8 yaşında oynadığım ‘Age of Empires’ isimli oyundaki gördüğüm ‘Catapult’ kelimesi ile başladı. Anlamayınca ‘Catapult ne la’ diye sözlüğe bakıp ‘Mancınık’ olduğunu gördüm. Oyun devam ettikçe daha çok anlamadığım kelime çıkıyordu ve bunlar çıktıkça ben anlamak için daha çok araştırıyordum.

Sonra kendi kendime şunu dedim:

‘Demek ki yapmayı sevdiğim şeyleri rahatça yapıp anlayabilmem için İngilizceyi bilmem gerekiyor.’

Sonrasında bu anlayış ‘İngilizceyi bilerek tüm Dünya’ya erişebilirim’e dönüşen bir ‘neden’e dönüştü. Çocukluğumdan ‘neden’imi güçlü tutmam benim bu konuda çok iyi bir başlangıç yapmamı ve süreklilik sağlamamı sağladı.

Sonrasında yarısını anladığım kitapları okumak, İngilizce çizgi filmler izlemek (ki o zaman Youtube bile yoktu), mektup arkadaşları edinmek gibi bir sürü çalışma ile İngilizceyi öğrenmeye devam ettim.

Artık üniversitede iyi bir seviyedeydim, ama bu daha başlangıçtı. Bu sefer çalışmalarımı uluslararası arkadaşlar edinerek, okumayı sevdiğim kitapları İngilizce okuyarak, bol bol İngilizce yazı yazarak devam ettirdim.

Üniversite’den sonra 4 sene Belçika’da kalmak dilimin akıcılığında inanılmaz etkisi oldu.

Birçok insanın ‘abi sen Belçika’da yaşadın, o yüzden İngilizcen harika’ demesinin aksine, ben İngilizceye bu kadar çalıştığım için en başta Belçika’ya gidebilmiştim. Orada bu çalışmalara devam edip daha iyi bir seviyeye getirdim sadece.

Şu an objektif olarak söyleyebilirim ki, İngilizce konusunda hiçbir sıkıntım kalmadı. Ama şunun da farkındayım ki, gelişimin hiçbir zaman sonu yok. Hala dizi izlerken anlamadığım bir kelime çıkınca durdurup ‘tureng’den kelimenin anlamına bakıyorum, hala dizilerimi İngilizce altyazılı izliyorum, hala İngilizce kitaplar okuyorum.

Artık İngilizce hayatıma tamamen entegre olmuş durumda.

Bilgiyi bardağa dolan bir suya benzetiyorum, bir süre sonra taşmaya başlıyor ve taşanları israf mı edeceksin yoksa faydalı bir şekilde mi kullanacaksın, bunun cevabı kişiye kalıyor.

Ben de aslında bu ‘taşan’ kısmı insanlarla ile nasıl paylaşabilirim diye sık sık düşünüyorum. İngilizce ülkemizde büyük bir sıkıntı olduğundan mütevellit, ben de bu konuda çalışmalar yapıp insanlara biraz olsun ilham vermeye çalışmaya başladım.

Tanıdıklara, eşe dosta bireysel tavsiyeler dışında, her ay yaptığımız ‘İngilizceyi Öğrenmeyi Öğrenmek’ eğitimimde kişilerde İngilizce konusunda bilgi, iç motivasyon ve anlayış sağlama amaçlı, hikayemi paylaşıp, önerilerimi vermeye çalışıyorum.

Sosyal medyadan çok geniş bir kitleye ulaşabildiğimiz için, buradan da birkaç tavsiyemi paylaşacağım. Bunlar dışında birçok kaynak daha var elbette, ama ben en çok bildiklerimden bahsedeceğim.

Ayrıca elbette bunların hepsini aynı anda yapmak mümkün değil. Motivasyonunuza, öğrenme yönteminize göre aralarından size en faydalı olacağını seçebilirsiniz.

1. Teorik Öğrenme

Her ne kadar paralı olsa da duysal, görsel ve konuşsal anlamda çok faydalı olduğunu düşündüğüm bir program Rosetta Stone.

Mesela bu program dört farklı resmi ekrana getirip size hangisinin ‘milk’ olduğunu soruyor. Siz süt resmine tıkladığınızda bir sonraki resim geliyor. Ya da ‘extraordinary’ kelimesini söyleyip sizin mikrofonunuza aynı kelimeyi söylemenizi istiyor. Siz doğru tonlama ile söyleyene kadar kelimeyi size tekrarlatıyor. Bunun gibi daha bir çok interaktif aktivitesi ile Rosetta Stone kesinlikle önerdiğim bir program.

maxresdefault

Bir çoğumuzun bildiği Duolingo benzer şekilde interaktif yöntemi ile sizin dil seviyenize göre ana diliniz ile İngilizce arasında çeviri yaptırıyor. Siz seviyeleri atlattıkça zorluğu da arttırıyor, ama seviyenizin üstündeki zorlukta bir şeyi asla vermiyor. Bunu telefonunuza da indirebileceğiniz için otobüste, metrobüste ya da herhangi bir toplu taşımada bir yerde bir yere giderken (offline da kullanabiliyorsunuz) bu programı kullanabilirsiniz.

unnamed

Film, dizi, program vs izlemeyi hepimiz seviyoruz değil mi?

Voscreen zaten sevdiğimiz bir şeyi yaparken İngilizcemizi geliştirebileceğimiz bir program yapmış. Örnek olarak, Lord of the Rings izlerken, karakterin söylediği bir cümleden sonra ekran donuyor ve altta birbirine benzeyen iki cümle çıkıyor. Biri tam olarak karakterin söylediği, diğeri de az bir farkla yanlış olan bu cümleler arasında doğru cümleyi seçmeniz isteniyor. Bu cümleler sık sık karşınıza çıkarak sevdiğiniz bir şeyi yaparken size bu mental egzersizi yaptırıyor.

voscreen21

2. Okunacak Kitaplar

Size tabii ki ‘şu kitabı okuyun’ diye dikte edecek halim yok. Burada demek istediğim tek şey, Türkçe okumaktan keyif alacağınız konularda İngilizce kitaplar okumanız. Örnek olarak D&R’a gidip ‘İngilizce Kitaplar’ kısmından beğendiğiniz ve sizi çok zorlamayacak (biraz zorlasın) kitapları alıp keyif ile okuyun.

41MeC94AxIL._SX324_BO1,204,203,200_

3. İzlenecek Videolar

Youtube gidi mecralar zaten inanılmaz kaynaklar sunmakta. Daha önce söylediğim gibi, hobiniz olan, hoşunuza giden konulardaki kanallara abone olup bunları takip edin. Hem keyif alacağınız bir şeyi yapmış olacak, hem İngilizcenizi geliştireceksiniz.

Ya ben Youtube’da nasıl bulacağım diyorsanız, komik ve eğitici videoları bir arada bulunduran ve güzel bir şekilde sunan 9gag.tv isimli siteleri öneririm. Ben çok keyif alarak takip ediyorum😊

9gag review

4. Oynanacak Oyunlar

Hepiniz tabii ki oyun sevmek zorunda değilsiniz. Fakat bundan keyif alıyorsanız oyun oynayarak İngilizce öğrenmenin önemini yadsımayın. Ben de dahil olmak üzere, tanıdığım birçok kişi İngilizce seviyelerini oyunlar sayesinde inanılmaz bir derecede geliştirdi. Gelen talimatlara göre karar verme, sadece pasif değil, aktif olarak dili anlama gereksinimi ve interaktif tarzı ile oyunlar kesinlikle dil öğrenmek adına faydalı. Oyun önerisi olarak da içinde bol diyalog geçen ‘GTA V’, ‘FarCry’ ya da strateji oyunlarından ‘Age of Empires’ tarzı oyunları öneririm.

main_11

 5. Katılacak Topluluklar

Bu kesinlikle herkese önerdiğim bir şey. ‘Ya İngilizce sadece İngiltere’de öğrenilir’ ya da ‘Burada İngilizce konuşulacak kimse yok’ gibi bahaneleri ortadan kaldıracak türden bir öneri bu. İstanbul’da ve daha birçok şehirde İngilizce konuşulan, yabancıların da yer aldığı çok değerli topluluklar var.

Örneğin:

Benim uzun süredir içinde bulunduğum ve olmaktan çok keyif aldığım bir topluluk önünde konuşma kulübü Toastmasters. İçinde birçok yabancının da olduğu, dünyada da 30.000’den fazla kulübü olan Toastmasters haftada bir olan toplantılarında iki saat boyunca insanların hikayelerini anlattığı, dinlediği ve paylaşım yaptığı bir grup (korkmayın, kimseyi zorla konuşturmuyorlar).

toastmasters-logo@2x

Ana vatanı olmayan bir ülkede yaşayanları bir araya getirme amacıyla kurulmuş Internations, expat diye tabir edilen yabancıları ve beynelmilel yapıdaki insanları partileriyle, kitap kulüpleriyle, film gösterimleriyle ve binlerce farklı aktiviteleri ile bir araya getirmekte.

colorlogo@2x

Sitenin asıl amacı sizin ‘Ben Perçin, benim İstanbul’da bir evim var, buraya gelenleri beklerim’ demeniz için var. Çünkü Londra’ya gittiğinizde biri de ‘Benim adım Susan, benim Londra’da bir evim var, buraya gelenleri beklerim’ diyecek. Böylece Susan buraya geldiğinde sizde kalabilecek, siz de Londra’ya gittiğinizde Susan’da (ya da evini açan başka birinde) kalabileceksiniz. Bu güzel paylaşım platformu sadece ev paylaşımı değil, bir çok sosyal aktivite de sunmakta. Siteye ‘İstanbul’ yazarak İstanbul’a gelecek insanları, burada evini açan kişileri, buradaki sosyal aktiviteleri görebilirsiniz. Ve bu aktivitelerin çoğu İngilizce dilinde.

CS_PrimaryLogoOrange10092012

Bu toplulukların bir parçası olmanın en güzel yanı, sosyalleşirken aynı anda da İngilizce’nizi pratikte ve sosyal hayatta kullanıldığı gibi geliştiriyor olmanız.

Sonuç olarak, gezerken ‘lingua franca’ (yani ortak dil) olan İngilizce’yi bilmek büyük bir avantaj sağlıyor. Sadece seyahatte değil, kişisel ve profesyonel olarak her zaman sizlere büyük bir avantaj sağlayacak İngilizceyi öğrenmek. Bunu yapmanın yaş, eğitim, geldiğin ülke gibi bahaneleri de yok. Siz ‘neden’inizi anlayıp, içsel motivasyonu yakalayıp, size uygun çalışma sistemini içselleştirip bunu sürdürülebilir bir şekilde yaptığınız zaman, her şeyde olduğu gibi, İngilizcede de başarılı olacaksınızdır.

Bu süreçte de herhangi bir yardım, destek ya da tavsiye isterseniz, her zaman ulaşabilirsiniz.

Yardımcı olmaktan zevk duyarım.

İngilizlerin de dediği gibi ‘’Keep your dreams alive. Understand to achieve anything requires faith and belief in yourself, vision, hard work, determination, and dedication. Remember all things are possible for those who believe.’’

Bunu da artık siz çevirin, o kadar öğrettik😊

Dünyanın Yerlisi

Perçin İmrek

Advertisements

One thought on “‘İngilizce’ – Bir Gezgine Ne Kadar Lazım?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s